4 Haziran 2010 Cuma

yumruk atmak

az önce bir film izledim. aslında hala izliyorum. evet bi dakka...
tamam, heyecanlı bi sahne vardı ama geçti.
peki bu filmi önemli yapan nedir? nedir bu filmi buraya taşıyan? aslına bkarsanız hiçbirşey. filmin adından bile emin değilim. çok kaliteli bir film bile değil. hatta berbat bir film diyebiliriz. ama bugün ilk defa ne yazıyım diye düşünürken bana yardımcı olan bir film. bana bundan iki yıl önce başımdan geçen bir olayı hatırlattı.
(öyle büyük beklentiler içinde okumayın, finali ile falan çok tırt hikaye yani.)
yıl...işte iki yıl önce...
günlerden cumartesi, bilemedin pazar. bunu iyi hatırlıyorum çünkü o gün beşiktaş'ın maçı vardı...
hayatımda ilk defa sanatsal bir etkinlik olarak nitelendirdiğim bir olayın finalinde idim. yani ilk defa bir tiyatroda görev almıştım ve sanki seçilmiş kader gibi bi şey oldu. ne biliyim. böyle vahiy falan geldi.(tövbe estafirullah) uzun lafın kısası zaten altyapısı düzgün olan bir tiyatro kadrosunun içinde yer almıştım. yani bildiğiniz yedek kulübe futbolcusu idim. ama dakka 70 te oyuna girer, gol atar çıkardım.
hikayeyi bu kadar karmaşık hale getirmem yeter de artar.
asıl olay şundan ibaret. biz bu, okulun tiyatro topluluğu ile beraber bi festivale katıldık. bu festivalde de müzmin bekar şövalye olduk.(bu ne demek diye kafanızı kurcalamayın. yok işte bi cevabı. aslında varda çok dağıtmıyım.)
şimdi tören bitti. üst bahçeye çıkıyoruz(sadece 3 kişiyiz.) derken o akşam en fazla ödül alan okulun öğretmeni yanımızdan geçerken bu ödül mevzusunu vurguladı. bende arkasından elimdeki cisim ile "YUH" gibisinden bir hareket yaptım.
işte film burda koptu. bu okulun ızbandut kontenjanını tek başına doldurmaya yetecek bir velet bunu gördü. ve bana dönüp "ne el kol yapıyon gibisinden" ıskalasa da iyi hissettiğim bir tokat geçirdi.
bende ölçtüm biçtim, dedim özür falan dile. neyse orada ki olay 15 saniye sürdü. bitti. bende bir rahatlama falan.
fakat bu ızbandutumsu canlı 2 dakika sonra yanıma gelip "sen gelsene şöyle" dedi.
.............
keşke o gün çocuk gelsene şöyle dediğinde gitse idim. belki dayak yerdim. ve çok büyük bir ihtimal dahilinde çocuk ağzımı burnumu dağıtırdı. ama en azından yaptığımın arkasında duracak cesareti gösterirdim. yanlış yaptım. hocalar olayı kendi aralarında hallettiler ama keşke...
belki bir tanede ben geçirirdim. belki gözüm on numara şişmiş gelirdim ama en azından keşke yapsaydım.
"çünkü; gerçekten inandığım şeyler uğruna bir şey yapmak istiyorsam ve içimden geçeni ifade edebiliyorsam iyi, güzel veya onun gibi bir yaratık olduğuma inanıyorum. ve halen ifade eksikliğinin özgüvenini çekiyorum. artık yumruk atabiliyorum ama o kadar rahat konuşamıyorum."
saygılarımla.
(ha, bu arada aşağıya beş-altı satır bıraktım ki isterseniz hikayenin sonunu kendiniz yazarsınız.)
.........................................................................................................................
.............................................................................................................................
.............................................................................................................................
.............................................................................................................................

Hiç yorum yok: