13 Ağustos 2010 Cuma

Son


Hayatta üç insan vardır.
İlki salaklardır. İkincisi zekilerdir.
İşte senin karar vermen gereken konu budur. Sen hangisisin?
Buna sen karar verirsin ama insanlar her zaman senin çevrende yaşamazlar. Bu onları zorladığı kadar, her ortamda çay bulabilen çoban mantığıyla hareket eden çıkar mekanizmasını da zorlar.
Son paragrafın pek önemi yok, ama önemli olan şeyler zaten sıkıcı değil midir? Bunları aşmak için değişmek mi gerekir? Değişim insana yeni bir hayat mı kazandırır, yoksa iki yüzlülük mü? veya bir karakterden etkilenmek -ki bana göre öyle- taklitten öte değil midir?
Son olarak şunu sorayım; eğer zaten şans sana söylenen bir yalansa, kafanın içinde küçük yaratıklar cirit atıp yeni, saçma ve bunaltıcı şeyler sunuyorsa, para-pul-şan- ve en az bunun kadar şeyler için herkes birşeyler katıyorsa, bu da sadece onları mutlu ediyorsa, seni seven bir insan adı sayarken zorlanıyorsan ve de kimseye güvenmiyorsan; son olarak ardımdan kimse beni hatırlamayacak, hatırlasa bile yalan söyleyecek ise neden yaşıyorum biliyor musun.
Çünkü; yaşamak zor, ölüm kolay olanı. Kolay olanı sevmeme rağmen zor olan içten içe kendine çekiyor beni ve parçalamak için ona akıl -fikir hazinemi sunuyorum. Ve artık inanıyorum. Korkunç olan yüksek değil, yokuştur.
"Dünya da bir şeye veya birine acıyan insandan daha zavallı biri var mıdır? Ya da acımaktan daha zavallı bir eylem. Önceden, eski dostum Şeytan, bana Tanrı'nın da bir cehennemi olduğunu ve buna insan sevgisi dediğini söyledi.
Bugün ise Şeytan bana diyor ki; Tanrı öldü. Kendi cehenneminde yandı."
F.W.Nietzsche- Böyle buyurdu Zerdüşt

Son yazım budur.
Son emeğim.
Ve giderken size son sözlerim.
Saygılarımla.
merhaba yeni dünya ve gizliliğin saçma perdesi. anlatacaklar çok ama ben o beklediğin kişi değilim dünya. ben beklemediğin kişinin yansımasıyım.
tuğrul gökhan yıldız

Hiç yorum yok: