7 Mayıs 2010 Cuma

SREBRENICA INFERNO-1

Bir insan değişebilir mi? Hayır. Ben değişemedim. Korkum çoktu, ama yoktu onlardan. Çekinmeden söyledim fikrimi yıllarca. Ve yılların bir birkimsizliğinden yakındım. Uzak durdum bazılarından. Ama korkmadım fiziksel şiddetten veya düşünselinden. Arkasında oldum fikirlerimin. Ama söyleyemediklerim. İşte söyleyemediklerime yandım yıllarca.
***
Onları ilk defa kızgınlık olarak anıyorum. "Kusursuz Çemberime" lanet ediyorum. Evet, ağlamıyorum. Çünkü anlıyorum. Katili kim olusa olsun.
***
Konuşmalarına kızdıklarım. Sizden tiskiniyorum. Ve buraya yazmamak için Yüce Agus'a yalvarıyorum.
***
Artık zamanı geçti. Söyleyeceklerimi söylemek için bana zaman verirseniz, birazda cesaret verin. Her şeyi söyleyebilirim. Ama bazı şeyler için biraz cesarete ihtiyacım var.
***
Bosna, sen benim ne annemsin, ne babamsın, ne de kardeşimsin. Ama senin için o çocuk gibi göz yaşı döküyorum. Dökemediğim zamanlarda anıyorum. Ama sadece gözyaşı dökmek yetmez. Anmak yetmez. Klavyeye sert vurmak, kınamak yetmez. Bir şeyleri yapamamam. Asıl sorunda bu ya...
***
Salıncaktaki çocuğun sevinci yok artık. Gözyaşı var.
***
Peki isteyip anlatamadığım sadece bu mu? Güneşin Batı Yakası, anlatılamayan şeylerin battığı yere, gözlerimin astigmat olması için duayı borç bildiğim yere, düzen-i kaideyi umursamadığım yere, doğuya ne kadar yakınsın yada ne kadar uzak?! Peki sana o kadar uzak mı yoksa o da sana?!
***
Yada telefon çalsa, gel dese. Gider misin? Yada hiç bir şey söylemese. Yine de evet der misin?
***
(Veli'nin oğlu Orhan Veli'den)
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
***
Saygılarımla. Güneşin Doğu Yakasına.

Hiç yorum yok: