Taktir ettiğim insanlar vardır. Söylemekten çekinmemesi gereken, yapmaktan çekinmemesi gereken şeyler vardır insanların. Ve sadece ben değil(inanıyorum ki siz de bazı şeylerden çekiniyorsunuz) bir çok insan çekinir bir çok şeyi yapmaktan.
İlk klarneti elime aldığım zaman, en büyük hedefim 15 parça çalabilmekti. Bugün 200'den fazla parçayı ezberden, geri kalan bir çok parçayı da kulaktan çalıyorum. Yaptığım şey bir çok kişinin yanında hiçbir şey ama an azından yapabiliyorum. Ve biliyorum ki insana yapabilmenin verdiği güven ölçülerin ötesinde.
Bunun gibi ciddi anlamda taktir ettiğim insanlardır dansçılar. Emeğin, düzenin, gösterinin uç noktalarını; duyguların belki en absürt şeklini belirtir dans. Ve (her dansçı olmasa da) dansçıları izlediğim zaman ciddi anlamda bütün özelliklerini taktir ederim.
Yıllar yılı "tangocular" dendiği zaman tek anladığı şey Arjantin Milli Takımı'nda ki futbolcular olan bir insan için, ilk gördüğü zaman anlaması ve kavraması zor bir şey idi tango. Ama inanın bana; tango bir emek, düzen, hayal dünyasının iki kişi için yaşanan ortak paydası. Ve şunu söylemeden geçemeyeceğim, dans bir fikir olsa da; dans düşüncelerin değil, duyguların birleşimi.
Ve yukarıda paylaştığım video, bir 23 Nisan parodisi. Ama gerçek. Gizem-Ömer arsında bir tango gerçekleşecek. Fakat küçük bir sorun var, Gizem dans etmek istemiyor.
Ve bu sefer dansın farklı bir yüzleri ortaya çıkıyor: kapris, utanma, hüzün, ısrar, gözyaşı, emeğin çöküşü ve herşeyden önemlisi bir kişiyi kırdığın gerçeği. Ve özür öyle bir konuma gelmiş ki, uzak bir liman. Ve gemi, artık yola çıktı. Papatyalar beyazlığı bıraktı, siyahlığın zindanlığına mahkum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder